• Kader Sevinc

Mülakat: ‘CHP için AB hedefi bir Cumhuriyet ülküsüdür’


Yurt_Gazetesi


‘CHP için AB hedefi bir Cumhuriyet ülküsüdür’

Siyasi iktidarın insanların daha iyi bir gelecek hayalini tehlikeye düşürdüğünü söyleyen Sevinç, “Türkiye yeniden demokratikleşme gündemine dönmeli ve AB reformlarında ilerlemeli” dedi


Röportaj: Buse ZENGİN/Fotoğraflar: Hakan AKPINAR– Avrupa Birliği’nin (AB) nabzını Brüksel’den tutan uluslararası siyasetçi, CHP Avrupa Birliği Temsilcisi aynı zamanda şair ve başarılı bir sosyal girişimci Kader Sevinç ile AB gözünden Türkiye’nin nasıl gözüktüğünü, hayatındaki dönüm noktalarını ve sanatını siyasetçi kimliği ile entegre edebilme başarısını konuştuk. Gaziantep’te doğan ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunan Sevinç, mücadeleci olmayı ve daima ileriye bakmayı kendine ilke edinip dünyada ve Türkiye’de değiştirmek istediği şeyler için yola çıkanlardan…

‘Türkiye geri sıralara düştü’

Avrupa Birliği’nin kalbi Brüksel’de bulunan bir sosyal demokrat olarak Avrupa’dan bakıldığında Türkiye son dönemde nasıl gözüküyor? Türkiye AB rüyasından ve AB standartlarına sahip bir ülke olma vizyonundan vazgeçti mi? Türkiye, AB müzakarelerine 2005 yılında Lüksemburg Zirvesi’yle başladı. Ben de o dönemde Avrupa Parlementosu’nda görevimi sürdürüyordum. O dönem ile bugünleri karşılaştırdığımızda çok derin fay hatlarının kırıldığı anlaşılıyor. Çünkü son dönem ile o günleri kıyaslayacak olursa çok büyük siyasi yönelim farklılıkları olduğunu görebiliriz. Müzakere sürecinde reform gündemini tamamen terk eden, ifade özgürlüğü, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve kadın hakları gibi alanlarda geri sıralara düşen AKP Hükümeti’nin bugün verdiği Türkiye resmi son derece kötü. Ülkemizde çeşitli alanlarda ciddi bir geriye gidişin olduğunu gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yansıyan dava sonuçlarından gerek ise Dünya Ekonomik Forumu, Sınır Tanımayan Gazetecileri gibi uluslararası örgütlerin hazırladıkları raporlarda açık bir biçimde görebiliyoruz.

AB CHP Temsilcisi olarak siz nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?

AB ile 35 tane müzakere başlığı var önümüzde fakat biz şu anda sadece bunlardan 14 tanesini açabildik. Bloke olan başlıklar var ama bu başlıklar Türkiye’de hükümetin iddia ettiği gibi reformların yapılması önünde bir engel teşkil etmiyor. AKP iktidarı Türkiye’yi öyle bir noktaya taşıdı ki müzakere başlıklarının açılıp açılmaması yalnızca bir prosedür haline geldi. Fakat tüm bunlara rağmen hala AB müzakerelerinde hareket alanı olan alanlar mevcut.

2008 yılında CHP, Avrupa Birliği temsilciliğini açarak çok önemli bir vizyona imza attı. Temsilcilik kurduğumuz sırada hiçbir siyasi partinin AB’de temsilcisi yoktu. Biz Türkiye’nin AB nezdinde ilk siyasi temsilciliğini tesis ederek bir ilki başardık. Bu temsilcilik CHP’nin AB kurumlarıyla doğrudan iletişim içinde olmasını sağladı. Bütün müzakere süreçlerinde bizimle ön görüşmeler ve istişareler yapılmaya başlandı. Öte yandan Genel Başkanımız, Brüksel ziyaretinde genişlemeden sorumlu AB komiseri ile bir anlaşmaya vardı. Bunun üzerine CHP uzmanları ve milletvekilleriyle Avrupa Komisyonu’nun milletvekilleri ve yetkilileri arasında toplantılar serisi başlatıldı. Bu AB Komisyonu tarihinde ilk kez yapılan bir şey. Bir ana muhalefet partisinin genişleme sürecinde AB müzakere sürecine gayri resmi bir kanaldan bu şekilde müdahil olması ilk kez gerçekleşmiş oldu.

CHP böyle bir süreci kendi kaderi ve ülkenin kaderi için bir insiyatif göstererek başlattı. CHP hala düzenli AB yayınları olan tek siyasi parti. Türkiye’nin gündemini Avrupa’ya, Avrupa’nın gündemini de Türkiye’ye aktaran CHP, iktidar olduğunda ülkemizi AB hedefine taşıyacak politikaları hayata geçirecektir. Türkiye’de hiç kimse siyasi görüşünden ötürü ayrımcılığa maruz kalmayacak. Bugün AB‘nin en gelişmiş ülkesindeki demokrasi standardı ne ise Türkiye’deki standart da o olacak. CHP bunu seçim programlarında da çok hızlı ve sistematik bir şekilde hayata geçirecektir. Tür vatandaşlarının her yerde anlı açık ve ülkeleriyle gurur duyacak şekilde yaşamalarını tesis edeceğiz.

‘Avrupa rahatsız’

AKP Hükümeti AB sürecini bir amaç olarak değil de araç olarak kullandı iddiaları var. CHP için AB süreci ve AB’nin bir parçası olmak ne anlam ifade ediyor? CHP için AB hedefi bir cumhuriyet ülküsüdür. Bizim için AB sadece iktidar olmanın bir aracı veya daha sonrasında siyasi gündem de kullanılabilecek bir araç değil bir vizyondur. AKP iktidarı 2002’de büyük bir hevesle başlattığı AB yaklaşımını kısa bir süre sonra terk etti. Ancak CHP’nin AB yaklaşımı hiç değişmedi. Hükümet ise AB sürecini araç olarak gördüğünü kanıtlayacak uygulamalara geçti. Örneğin AB müzakerelerindeki reformlar bir bütündür. Fakat hükümet müzakerelerdeki reformlara alakart bir biçimde yaklaştı. Yani karttan seçmeli bir tutum sergiledi. Bu şu demek; AB ülkelerinden uygulanan ortak yasal düzenlemelerin olduğu reform listesi var.

Türkiye’deki mevcut iktidar diyor ki; “Ben 1’inci maddeyi yapmak istiyorum ama 3’üncü maddeyi uygulamak istemiyorum” İşte bu yaklaşım Avrupa’da da çok büyük rahatsızlık yaratıyor. Türkiye’deki sorunlara yol açan uygulamalarda bundan kaynaklanıyor. Çünkü reformların bütününü bozduğunuz zaman zaten onların reform olma özelliğini de ortadan kaldırıyorsunuz. Karttan seçerek reform yapamazsınız.

Mücadeleler ile dolu bir yaşam

12 Eylül 1980’de askeri darbesinin gerçekleştiği gün evlenmek için hazırlanmış fakat darbe nedeniyle bir hafta ertelemek zorunda kalmış annem ve babam. Annem idealist bir öğretmen o yıllarda. Pol-Der üyesi babam ilerici bir polis memuru, ‘halkın polisi’ olmaya inanıyor. Bir gün babam tutuklanıyor. Kelepçeli olarak askerler eşliğinde oturdukları mahalleye getiriliyor. Babam rica ediyor askerlere: ‘İzin verin önden gideyim, eşim hamile, eve bu şekilde girersek çocuğumuzu düşürür’ diyor. Askerler reddediyor. Babam göz göze geldiği komşularından aldığı güçle koşuyor hızla. Askerlerin dur ihtarı mahalleyi çınlatıyor. Köşeyi dönüp kapıyı yokluyor, rahatlıyor. Annem henüz eve gelmemiş. Askerler evin altını üstüne getiriyorlar. Uğur Mumcu, Aziz Nesin gibi yazarların kitaplarını örgütsel belge olarak toplayıp götürüyorlar. Yargılama başlıyor. Hayat boyu babam ve annem doğruyu savunmayı bir namus borcu bildiler. Çocuklarını da bu değerlerle yetiştirdiler. Üniversite yıllarıma kadar Anadolu’da yedi ayrı yerde yaşadık. Tayinler sonucunda gittiğim bir Anadolu kasabasında kadınlarla erkekleri birbirinden ayıran bir toplumsal yaşam, öğrencilerin merak ve yaratıcılığına sert tepkiler veren bir eğitim anlayışı, genç kızların kütüphaneye gitmesini bile velilerine şikayet eden “görevliler” ile karşılaştım. Bu toplumsal baskı havası sonuçta herkesin birbirine zarar vermesine dönüşüyordu. O dönemki arkadaşlarımın çoğu, uzaktan baktıkları toplumsal olaylar karşısında “Tek başıma ne yapabilirim ki?” diye değiştiremeyeceğine inandığı kaderine boyun eğmeyi tercih etti. Ben ise bugün almış olduğum sorumluluklarla özgürlüklerinden vazgeçen arkadaşlarımı temsil ediyorum.

Sanat ile siyaseti bütünleştirdi

Nehirler Boyu Yalnızlık ilk olarak Brüksel’deki uluslar arası festivalde sergilenen Türkçe ve İngilizce yayınlanan caz ve şiir albümüdür. Sanat ile siyasetin etkileşimi eşsiz ve hoş bir sonuç yaratıyor. Çünkü sanat penceresinden baktığınız zaman konuların siyaset penceresinden görülmeyen taraflarını görmeye imkanınız oluyor. Örneğin Şuanda Brüksel de Güzel Sanatlar Akademisinde benim sesimden Brüksel üzerine bir şiirim okunuyor. Şiir de iletmek istediğiniz mesajı siyasetin imkanlarından çok daha hızlı ve vurucu şekilde aktarma olanağına sahipsiniz. Normalde bir makale yazsanız bu kadar geri dönüş alamazsınız ama şiir üzerinden çok fazla geri dönüş alabiliyorum.

‘AB gündemini CHP belirliyor’

Sosyalist Enternasyonel bütün dünyadaki sosyal demokrat eğilimindeki partileri bir araya getiren bir platformdur. Yani sadece Avrupalılardan değil Latin Amerika ve Ortadoğu’dan temsilcilerinde içinde var olduğu bir yapıdan oluşuyor. CHP’nin ise oradaki yeri her ne kadar dezenformasyon kampanyaları yürütülse de sağlam ve kalıcıdır. CHP sadece sosyal demokrat bir parti değil, aynı zamanda Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Partisi’nin de (PES) bir üyesi. CHP burada yönetim kurulun da temsil ediliyor. Türkiye’ de bu parti bilinmiyor. PES, Avrupa’daki bütün sosyal demokrat ve ilerici partileri bir araya getiren şemsiye bir parti. PES’de Avrupa’nın gündemi tartışılıyor. AB başbakanları Avrupa ile ilgili gündem maddelerine karar vermeden önce bizim masamızdan geçiyor. CHP’nin aynı zamanda böyle bir tarihi misyonu da var. CHP Avrupa’nın sosyal demokrat ailesinin Türkiye’ye yönelik yaklaşımını ve üyelik sürecine desteğini kalıcı ve derinleşmiş kılmaya çalışıyor.

0 views