• Kader Sevinc

26. yılında Çernobil: “İnsanlar ey, nerdesiniz ?”


Nazım Hikmet 1956’da Hiroşima ve Nagasaki için yazdığı “Japon Balıkçısı” şiirini böyle sonlandırıyordu.

“İnsanlar ey, nerdesiniz ?”

Bu soru hala güncelliğini korumuyor mu sizce de ?


26 Nisan 1986’da Çernobil’deki 4 numaralı reaktörün patlamasının üzerinden 26 yıl geçti. Bu patlamanın sonucunda Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan bombalarının 100 katı kadar radyasyon havaya karıştı, radyoaktif bulutlar rüzgarında etkisiyle Güney Afrika’ya kadar ulaştı.

“bu gemi bir kara tabut  bu deniz bir ölü deniz”

Bu sırada Türkiye’de patlamadan en çok etkilenen Karadeniz bölgesinde, Samsun’da yaşıyorduk.



“bu gemi bir kara tabut  lumbarından giren ölür  üstümüzden geçti bulut  badem gözlüm beni unut”


“elimize değen ölür, tuzla, güneşle yıkanan bu vefalı, bu çalışkan elimize değen ölür. birden değil, ağır ağır”

Çernobil faciasının 25. yılı olan geçen yıl Brüksel’de “tiroid kanseri” olduğumu öğrendim. Ameliyat kararı verildi ve tedaviye başlandı. Başarılı şekilde sürüyor. Bu yıl hastanedeki tedavim Çernobil’in 26 yıl dönümüne denk geliyor. Bu sebeple bu yazıyı sizinle daha erken paylaşıyorum. Amacım Çernobil ve nükleer tehlikeye dikkatimizi çeken Greenpeace’in kampanyasına sizleri davet etmek ve bu konudaki bir kaç yazıyı sizlerle paylaşmak.

Greenpeace Çernobil faciasına dikkati çekmek ve tekrarlanmaması için Türkiye’de uygulanan tehlikeli nükleer politikasına karşı başlattığı kampanyasında şu çağrıyı yapıyor:

“26 Nisan, Çernobil nükleer felaketinin 26. yıl dönümü. Çernobil felaketi bazıları için uzak bir hatıradan ibaret. Ama bizim için?

1986’da Çernobil’in bütün kaderi değişti. Kaza, sadece Çernobil’in değil, Avrupa’da, Karadeniz’de büyük bir bölgenin kaderini etkiledi. Biz hl felaketin etki ve acılarını yaşamaya devam ediyoruz. Kazadan önce Çernobil’in de sokaklarında çocuklar oynuyordu. Tüm doğa, ağaçlar, hayvanlar, her şey olması gerektiği gibiydi. Oysa son 26 yıldır Çernobil ve civarı tüm yaşamın sona erdiği ıssız bir bölge. 

Türkiye’de, özellikle Karadeniz bölgesinde yaşananlar. Kaybettiklerimiz, sevdiklerimiz. Radyasyonlu çay içen bakanlar. Radyasyonun azı iyidir, kemiklere iyi gelir diyen başbakanlar. Bunları unutmadık, unutturmak istemiyoruz. Çünkü yakın zamanda Fukuşima nükleer felaketinden sonra yaşananlar, politikacıların hiç değişmediğini gösteriyor. Bir takım çıkarlar için yalan söylemeye, insanların yaşamını hiçe saymaya devam ediyorlar.

Ülkemizde de durum ne yazık ki aynı. Yangından mal kaçırırcasına bir nükleer santral inşa etmeye çalışıyorlar.

Biz buna izin vermeyeceğiz. Çünkü başka Çernobiller, Fukuşimalar olmasın istiyoruz. Akkuyu Çernobil olmasın, Sinop Çernobil olmasın istiyoruz. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmasın istiyoruz.

Sevdiklerin, yakınların ve gelecek nesiller politikacıların yalanlarına kanmasın. Çernobil felaketiyle yaşananlar unutulmasın.”

Nazım Hikmet “Kız Çocuğu” şiirinde bu çağrıyı şöyle dökmüş dizelerine:

“Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler.

Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler.”

Bu çağrıya yanıt vermek için aşağıdaki linkten kampayaya imzanızla destek verebilirsiniz.

http://bit.ly/IQ6wz2

Çernobil hiçbirimiz için uzak bir hatıra değil, hala yanıbaşımızda yaşıyor .. Gelecek kuşakların “İnsanlar ey, nerdesiniz ?” demeyeceği bir Dünya’yı düşleyelim ve onu sahiplenelim..

Düşlediğimiz Dünya’yı sahiplenmekle başlıyor herşey !

Kader Sevinç

http://www.focusdergisi.com.tr/tarih/00377/

http://www.mailce.com/bu-sehir-900-yil-daha-sessiz-kalacak.html

0 views

©1919 by J.Altman.